DÜNYA
İNSANOĞLUNA AİT DEĞİL
2000 yılının Eylül ayıda geçip gitti.Hem de bir
daha geri gelmemecesine.Gelecek Eylül,bu Eylül
olmayacaktır.Başka bir şeydir o ve eminim ki biz onuda
ıskalayacağız.
Acaba dünya yüzündeki 6 milyar insanın kaçı,sadece
bir kez yaşayabileceği 2000 yılı Eylül ayının
tadına varabildi
.
Kim başını gökyüzüne kaldırıpda yaz sonbahara
dönüşürken değişen ışıkları seyretti? Kim
karıncalara baktı?
Kaç kişi göçen leylekleri fark etti, kim onlarla
birlikte deniz aşırı sıcak mekenları düşledi ?
Öyle bir yaşama hı gürünr kaptırmışız ki
kendimizi, elimizden kayıp giden günlerin farkına
varmıyoruz.
Tespih tanesi gibi arka arkaya diziliyor günler.Bir
birinim
tıpa tıp aynı. Sabah kahvaltı,sonra iş,derken birza
kavga,biraz sevinç,biraz teleş,bolca fesatlık,bir
başkasının kuyusunu kazma olayları ve akşam.
Televizyon karşısında geçirilen uykulu saatelerde
kimin kiminle fingirdeştiğini izlemek ve cup yatak!
Ne için?
Ertesi gün yine aynı şeyleri tekrarlamak için.Bu
arada iç organlarımız yıpranıyor,gövdemiz
pörsüyor,bakışlarımız bile eskiyor ve her gün
biraz daha finale yaklaşıyoruz.
Ama bize verilmiş olan bu yaşamın ne demek olduğunun
farkına varmadan,güneşe,çeiçeğe,ota,böceğe,denize
aldırmadan hoyratça savuruyoruz bu değerli yılları.
Delfi tapınağında "kandini tanı"yazıyor.
İnsanoğlu kendini tanıyabilse,evren içindeki boyutunu
ve sınırlı süresini kavrayabilse birçok sorun
çözülecek ama hırs buna imkan vermiyor işte.
Benim iktidarım,benim param,benim
başarım,ben,ben,ben..
Dünyada beş bin yıl öncede böyle düşünen insanlar
yaşıyordu,on bin yıl öncede.
Mezarlıklar önemli insanlarla dolu!
Evren ölçeğinde bir kelebek ömrü kadar bile olmayan
insan yaşamını,böyle gerginliklerle ziyan etmeye
değermi?
Bir parça alçak gönüllülük,gündelik hırslardan
birazcık arınma dünyayı cennete cevirmeye yeter:Hem
size hem başkalarına.
Nefes alıp vermek,doğayı seyretmek,dalgaların sesini
duyabilmek,bir çiçeği koklayabilmek başlı başına
bir mutluluktur aslında.
Ama ne yazık ki bunları unuttuk.
Mutluluğumuzu başkalarının felaketi yada yenilmesi
üzerine kurma çapkınlığını yaşıyoruz.
Ve nekadar yükselirsek o kadar artıyor mutsuzluğumuz.
Unutmayalım:Biz gideceğiz dünya kalacak!
Kızılderili bilginlerin söylediği gibi:"Dünya
insanoğluna ait değil,insanoğlu dünyaya aittir!"
Zülfü Livaneli 1-10-2000
|